SON SAYI

Biktisat Dergisi Son Sayısı

SON SAYI

Biktisat Dergisi Son Sayısı
SAYI 4 / EKİM - KASIM - ARALIK 2018

Dijital teknoloji, bilginin bit cinsinden ifade edilmesidir. Bu teknoloji, verilerin depolama, hesaplama ve aktarım maliyetlerini azaltmıştır. Dijital ekonomi üzerine yapılan araştırmalar, dijital teknolojinin ekonomik faaliyetleri değiştirip değiştirmediğini ve değiştiriyorsa bunun nasıl gerçekleştiğini incele­mektedir. Bu incelemede dijital ekonomik faaliyetlerle ilgili beş farkl...
Endüstri 4.0, iş çevreleri, siyaset ve toplum gündemini son 3-4 yıldır meşgul eden me­selelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu meseleye dair söylemlerdeki öngörüler ise pek de sınır tanımıyor. Üretimin tamamen robotlar ile gerçekleştiği, şehirlerin akıllı hale geldiği; buzdolabınızın marketle iletişime geçerek sipariş verebildi...
Günümüzde her işletme dijital işletmeye dönüşmüştür. Değişimin temel dinamiği olan bilişim teknoloji­leri, işletmelerdeki yönetim süreçlerinin yeniden yorumlanması ve kurgulanmasını zorunlu kılmakta, hatta işletmelerin hayatta kalma ve rekabet edebilme başarıları bilişim teknolojilerine uyum başarıları ile doğru orantılı hale gelmektedir. Bu ...

Editör'den

İnsanı ve Sözü Çoğaltmak İçin…

Hint asıllı antropolog Appadurai’ye göre tarih, söz (word) ile dünya (world) arasındaki bir kavgadan ibarettir. Söz dünyayı tanımlamak için durmadan yeni çerçeveler geliştirirken, dünya yaşadığı değişim ve dönüşüm ile bu çerçevelere sığmayacağını gösterir. Söz hep tanımlamaya ve dolayısıyla sahip olmaya çalışır, dünya ise söze sığmayacağını her fırsatta kanıtlar. Sürgit bu mücadelenin kimisi söz tarafını tutar, kimisi de dünya…

İktisatçıların dünyanın yanında olmadıklarını biliyoruz, çünkü anlamaya, tanımlamaya ve öngörmeye çalışıyorlar. Ama ilginçtir ki bu, kendilerini sözün yanına yerleştirmiyor. Dünyaya da söze de üstten bakan, ne sözcü ne dünyacı bir kesim iktisatçılar; ellerinde modelleri var. İktisadın konusunun ne olduğunu soran Sokrates’e Critobule, “iyi bir iktisatçı evini yöneten kimsedir” cevabını vermişti. Ksenophon’un Oikonomikos’u bir ev idaresi kitabıydı. Bizimkiler Yunanca bu kavramı, “menzil idaresinin ilmi” olarak isimlendirdiğinde muhtemelen doğru tabirin peşindeydiler. Bugün o buldukları karşılığın küreselleşen dünyada ilginç bir yere oturduğunu hep beraber görmüyor muyuz? Ne ev küreden bağımsız, ne küre evden ayrıdır artık. Menzil küre kadar ıraksamış, küre menzil kadar yakınsamıştır. Artık, menzilin tedbir ilmi, evin idaresi ile kürenin idaresi arasındaki doğrudan ilişkiden dolayı olup biteni anlamak için ortaya konan her bilgiden yararlanmak zorundadır.

Modeller ve denklemler yardımıyla bir ekonomik sistemin nasıl işlediğini, alt öğeleri ile nasıl bir etkileşime sahip olduğunu şüphesiz bir dereceye kadar anlayabiliriz. Resmin bütününü görmeye odaklandıkları için modeller bize genelleme yapma imkânı da verirler. Ama modeller, gerçekliği sorgulamakta hep eksik kalırlar.  Modelleri temel alan neoklasik okul, iktisat denen uğraşıyı; devleti, siyasi sistemleri, hatta işletmeleri görmezden gelen veya kara kutulara devreden kurgularla ne işe yaradığı bilinmeyen bir disipline dönüştürmüştür. Eksikliği gidermenin yolu yeniden söze dönmektedir. Tıpkı ahlaki erdemlerin önceliğini vurgulayan Adam Smith gibi… Tıpkı iyi bir ekonomistin matematik, tarih, siyaset, felsefe bilmesi gerektiğini, sembollerden anlayan ama işini sözle yapması gerektiğini söyleyen John Maynard Keynes gibi...

Bilimevi İktisat; modelleri önemsemekle beraber esas olarak sözün yanında durmayı önceleyen, İstanbul Bilimler Akademisi Vakfı (İBAV)’nda bir araya gelmiş bir grup akademisyence çıkartılıyor. Bizler; felsefe, toplum bilim, bilgi kuramı, kültür, yöntem ve tarih bilgisi gibi farklı disiplinlerin, dolayısıyla disiplinler arası çalışmaların iktisat için olmazsa olmaz olduğuna inanıyoruz. Amacımız; toplumlar arasında dönüp duran zamanın akışında ve değişen hayatta değişmeyen hakikatin izini sürmektir. Küreselleşmenin olumsuz sonuçları, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, kırılgan finansal mimari, herkesi sadık tüketicilere dönüştürmekte mahir kapitalizmin etik, insan ve çevrede meydana getirdiği tahribat karşısında eli kolu bağlı oturmak istemiyoruz. Yapmak istediğimiz bellidir; biz sadece zihinle değil insani duyarlıklarla da üretilmiş sözden, bu sözle ortaya çıkacak eylemden yanayız. Yeni bir iktisadın mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bunun yolu ise modeller ve denklemleri çoğaltmaktan değil, insanı ve sözü çoğaltmaktan geçiyor.

Bilimevi İktisat olarak, dünyanın karşısında ve sözün yanında bir dergi olduğumuzu tekrarlıyoruz. Yaşadığımız yeri daha güzel, yaşanabilir ve insanca bir yer yapmanın yolunu aramak zorundayız. Bu bize verilen hayata, tarihe, kendimize ve gelecek nesillere karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Bilimsel bilgiyi; popülere itibar etmeden ve fakat oradakini anlamaya çalışarak, sadece etkinlik ve verimlilik kaygısı ile değil, aynı zamanda iyi, doğru ve güzel yaygınlaşsın diye artırma çabası içerisinde olmalıyız. Bu çaba ve yolculukta bizlerle birlikte olmanız, katkılarınızı esirgememeniz en büyük dileğimizdir.

Mehmet Lütfi Arslan

 

DEVAMINI OKU